- Yorulmuştum insanlardan ve düşünmekten. İçimde mutluluğa açlık vardı. Gitarım seslendi o sırada. Özledim dedi. Halimden anlar... 1 haftadan beri dokunmamıştım sevgilime vefasız ben. Tabi mazeretlerim yok değil.
Önce yavaş dokunuşlarla başladık birbirimizi sevmeye. Sesimiz yankılı, dinlendirici ve cilveliydi. Ön müzik bittikten sonra bir an durduk, nefeslerimiz kesildi ve ihtiraslı müziğimize başladık. Kakafoni değil coşku ve derin duygular bağırıyordu. Her kayıt birbirini tamamlayan müthiş bir uyumla tınıladı. Bittiğinde hala kulağımızda çınlıyordu. Gülmeye başladık. Durdurulamaz bir gülme sardı bizi...
-Bu konuşasamayan ağız zaten bu ...mayan kulaklar için değil.
(Hiçbir yerde görmediğim bir anlatım tekniği oldu. Anlayınca umarım beyniniz gıdıklanır.)
-Yaşama amacım ürettiklerimize veya tek başıma ürettiklerime maneviyat katıp paylaşarak ve/veya derinlere götürmektir.
-Şimdi sen! Kendini zeki sanan. Bunun üstünlükle alakası yok paylaşmakla alakası yok. Söylediklerimi nereden çıkardığımı ve/veya nasıl bir fiziksel etkenlerin olduğunu düşün tabi. Ancak sonuca varacağını sanma sadece bununla. Hislerin mantığı yok bazen. Sen onlara odaklan. Orada...
- Uykumuzda izlediğimiz sonsuzluk Bir anda ırmak oluverdi ve kendimi içinde buldum. Sonsuzlukta küçük bir astronottum neredeyse...
- Ben hepinizi sevdim.
- Hepimiz çiçekleri biliriz. Tüm türleri belirlidir. Doğaçlama, daha hiç olmayan bir çiçeğin gözünüzün önünde açmasıdır. İşte bu bi' mucize. Doğaçlama...
-Martılar neye gülüyor?
-Şuradaki harika banka oturalım mı?
Önce yavaş dokunuşlarla başladık birbirimizi sevmeye. Sesimiz yankılı, dinlendirici ve cilveliydi. Ön müzik bittikten sonra bir an durduk, nefeslerimiz kesildi ve ihtiraslı müziğimize başladık. Kakafoni değil coşku ve derin duygular bağırıyordu. Her kayıt birbirini tamamlayan müthiş bir uyumla tınıladı. Bittiğinde hala kulağımızda çınlıyordu. Gülmeye başladık. Durdurulamaz bir gülme sardı bizi...
-Bu konuşasamayan ağız zaten bu ...mayan kulaklar için değil.
(Hiçbir yerde görmediğim bir anlatım tekniği oldu. Anlayınca umarım beyniniz gıdıklanır.)
-Yaşama amacım ürettiklerimize veya tek başıma ürettiklerime maneviyat katıp paylaşarak ve/veya derinlere götürmektir.
-Şimdi sen! Kendini zeki sanan. Bunun üstünlükle alakası yok paylaşmakla alakası yok. Söylediklerimi nereden çıkardığımı ve/veya nasıl bir fiziksel etkenlerin olduğunu düşün tabi. Ancak sonuca varacağını sanma sadece bununla. Hislerin mantığı yok bazen. Sen onlara odaklan. Orada...
- Uykumuzda izlediğimiz sonsuzluk Bir anda ırmak oluverdi ve kendimi içinde buldum. Sonsuzlukta küçük bir astronottum neredeyse...
- Ben hepinizi sevdim.
- Hepimiz çiçekleri biliriz. Tüm türleri belirlidir. Doğaçlama, daha hiç olmayan bir çiçeğin gözünüzün önünde açmasıdır. İşte bu bi' mucize. Doğaçlama...
-Martılar neye gülüyor?
-Şuradaki harika banka oturalım mı?
- Eskiden ağlamazdım. Erkek adam ağlamaz demişlerdi. İnsan olmaya yaklaştığımda ağlamayı benimsedim. Ama en ağlamaya ihtiyaç duyduğum zamanlarda ağlayamadım, ağlayamıyorum. Beni en şen, en mutlu insanlardan bilirsiniz ve addedersiniz. Öyleyimdir de yerinde, maske takmadığım zamanlarda. Gerçek Mert, gerçekten mutlu Mert, maskesiz Mert! Sizinle gerçeğimi hep paylaşmak istiyorum. Ancak genelde sizin için maske takıyorum. Sizin için maskemin içinden, içimden ağlıyorum gülerken. Maskesiz ağlayamıyorum. Buna ağlıyorum içimden.
Herkesin derdi aynı
Herkesin derdi kendine
Bu dönemde
Her dönemde
-Dünya insanı olmak lazım = Her kavramın insanı olmak lazım = İnsan olmak lazım
Herkesin derdi aynı
Herkesin derdi kendine
Bu dönemde
Her dönemde
-Dünya insanı olmak lazım = Her kavramın insanı olmak lazım = İnsan olmak lazım
-Kendimi müzik, yazı, resim, koreografi ve düşünce ile ifade etmeye çalışıyorum. Artık anlatmaya çalışmak, öğretmeye çalışmak, farkındalığa ulaştırmak değil istediğim. Zaten kendimi yetersiz bulmaktayım... İstediğim, daha yükseğe beraber çıkabileceğimdir. Hiçbir türlü bulamadım ben beni.
- Bir olmuştuk. Ağlıyordu. Bu yanlış bir durum değil. Hüzün... Bu da bi' duygu. Hüzünde de birlikte olduk. Hüzünbaz bir sevişmeydi bizimkisi...
Saadet zamanı; avluya doğru oturmuşuz, sen ve ben.
Endamımız çift, sûretimiz çift,
rûhumuz tek, sen ve ben.
Bulandıran palavralardan âzâde,
gamsız bir keyif, sen ve ben.
Sen ve ben, ne sen varsın ne de
ben, bir olmuşuz aşk elinden. -Mevlana
-Benimle uçmak ister misin bu gece
Topraktan ayrılalım bir süre için
Dünya bir yere kaçmaz
Biz yüzerken göklerde
Gel benimle ol unut bütün dertlerini
Rüzgar bizi bekler daha fazla vakit kaybetmeyelim -Yavuz ÇETİN
(Bu sözler bir pilotun şakası ve şarkısı olmalı.)
-Herkesin derdi ayrı
-Yavuz ÇETİN
- Bir ortam anlat kokuma benzesin
Ve önümüzden geçenler bizi deli zannedebilsin
- Kadınlar üç şey ister: Güneş, toprak ve su.
Uyandım
ve saatime baktım.saat daha 2 idi.çok erken şaşırmıştım.bu enteresan
durumun sebebini hemen anladım.havuzd oynayan çocuklar çok ses
yapmıştı.lanet olası veletler.daha ağzımın kenarındaki tükürük kurumadan
kaltım ve o lanet seslerini kesmek için camımı açtım.uzun zamandır
güneş görmediğim için gözlerim kamaştı ve camdan aşağı düştüm.neyseki 2.
Katta oturuyordum ve camdan aşağı attığım sigara izmaritleri düşüşümü
hafifletmişti.evet çevreci biri değilim.insanlar etrafıma doluştu.yabani
bir iç güdü ile her zaman pijama cebimde taşıdığım şişe açacağı ile 3
tane iyi niyetli ve yardım sever,meraklı kişinin boğazını deştim.pişman
değildim kediyi merak öldürür.o kargaşa sırasında cama neden çıktığımı
unutmuştum.susadığımı fark ettim ve bira içmeye gittim.kaltaklarla seks
yaptım.ve her günkü mekanıma tren rayları üzerine uzandım.orayı çok
severdim.çop konteynırı güzel kokardı.acaba içinde bir fahişe cesedi mi
vardı.hep merak etmişimdir.hava kararmıştı tren henüz
gelmemişti.depresyona girdim.hiç bu kadar gecikmezdi.kalktım ve caddeye
gitmeye karar verdim.starbuckta beni tanırlardı.ama bu sefer kahve
içmeyecektim.param bitiği için mc donaldstan aldığım 1.75 tl lik sıcak
çikolatamla starbuksn rahat koltuklarına uzandım.insanlar bana sanki
soyu tükenmek üzere olan lanet olası bir şivoletta kuşu gibi
bakıyordu.sanki arabasının üzerine sıçmıştım.asla bakışmaktan kaçınmam
.gözlerimi kaçırmam ve kırpmadan bakarım.tarzım budur.isyan ettim ve üst
kata cıktım.starbksn temiz tuvaletine tüm nefretim ile deliler gibi
sıçtım.kendimi hhafif hissediordm ama mutlu değildim.insanlar terör
saldırısı zannederek sokaklara çıkmıştı.gülümsedim.evimi
özlemiştim.testilide yanlayarak evime gittim.3 tane insan
ezmiştim.birinin kafası lastikle tampon arasına sıkışmış.sürtünmeden
tütüyordu.yanık insan eti kokusuna bayılırım.karnım acıkmıştı.şu an bu
satırları yazarken penisimle oynuyorum..karnım hala aç .bu günüm böyle
geçti....aşk danası
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder