...yine şelaledeyiz... Aslında orası şelale değil biz yokken. Biz yokken çocuk parkının oradaki ağaçların altı orası.
Şelale ruhu Bahçeşehir'in büyük şelalesininde başladı. İçimize o kadar aktı ki, o efsane zamanlarda beraber olduğumuz evrilmişlerin gittiği her yer şelale olur. Ayrıca şelaleliler gittikleri yerleri şelale yapsalar da gerçek şelalelerden çok hoşlanırlar. Şelale, hayatın ırmağına akar ve bizim yaşamımızı güzelleştirir.
...yine şelaledeyiz. %47 alkol hacimli rakıyı shot bardaklarında biraz suyla renklendirip fondipliyoruz. Eskiden hep yürürdük. İyi ki denk geldi de dostu 1-2 kilometre ötedeki evine yürüyerek bırakmaya karar verdik.
Çoğunluk kafa yürüyo' ama bi kişinin de kafa yok, refleksle yürüyo. Tamamen omurilik soğanına bel bağlamış gidiyo herif. Süper. Bu analizi yaptıktan sonra yolda migros arabası gördüm bi' tane. Düşünmeksizin içine zıpladım. Receple aynı seviyelerde uçuyoduk. Hemen tuttu arabayı ve sürmeye başladı. Yollar delik deşik. İlk dakikada düştüm. Düşme esnasında beynim o kadar hızlı çalışıyordu ki her şeyi yavaş çekimde görüyordum. İki elimin üstüne düştükten sonra filmlerde olduğu gibi dramatik bir şekilde yüzümü yerden kaldırıp "Kontrol bende!" dedim. Devam ettik yolumuza. Rec şoför koltuğunda, ben de yolcu koltuğunda... Yolda bi kenara çektik. Çöpün yanına dikine konulmuş bir yatak... Tabi ki defalarca üzerine atladım ve ona boks hünerlerimi gösterdim. Arabamıza binip yola devam ettik. Yolda recep cem ben değişmeli şekilde 2şerli 2şerli bindik. Her düştüğümüzde kontrol bizde diye bağırarak düştük. Ertesi gün recebin bacağı bayağı şişmişti... 3. Cadde taraflarına geldiğimizde kaldırımın önünü tır kesmişti. Durmamak için arabayı yolda koşarak sürmeye başladım, rec de arkamdan... Dışarıdan bakan bir göz için, gecenin 1inde market arabasını yolda müthiş bi hızla sürerken katıla katıla gülen iki deli...
Rec dışında bu güzellikleri yapan yoktu. Buna dayanamadı recep ve şelale ruhunun sesi ile insanları özgürlüğe çağırdı. Cem, bu konuşmadan sonra dayanamadı ve bize katıldı. Onu yolda döndüre döndüre sürdük.
Testili kızlara hep çıkmak istemiştim. (Testili kızlar, Bahçeşehir merkezinin göbeğinin üstüne koyulmuş heykellerdir. https://www.google.com.tr/imgres?imgurl=https://c2.staticflickr.com/2/1356/1418597622_ef842a5540_n.jpg&imgrefurl=https://www.flickr.com/photos/bahcesehir/1418597622&h=180&w=240&tbnid=LUdDEB6JbW4csM:&docid=Uyk5g3BTmZ2CZM&hl=tr-tr&ei=As_BVpnaIIr06ATe0pCQBg&tbm=isch&client=safari&ved=0ahUKEwiZ4-HH7PnKAhUKOpoKHV4pBGIQMwgbKAAwAA)Dönüş yolundaydık artık. Koşup atladım suyun üstünden ve bağırmaya başladım, gelin çok güzel diye. Rec geldi tabi yine. Sonra istikrarlı ısrarım üzerine süha ve cem geldi. Ama atlamadılar. Süha gelmek istiyordu kızların yanına ama atlamaya korkuyordu. Eğer bir yoldaşımız bizle yola devam etmek istiyorsa ama gelemiyorsa, onu taşırıZ. Ayakkabımı çıkartıp suya atladım. Bi baktım recep de suyun içinde benle. Gaza gelip botları ile atlamış. Garip bir bakışma yaşadık bir anlığına. Sühayı kızların yanına taşıdık ve tarihi bir ana imza attık.
Bu durum başkalarına göre sarhoş salakların pis havuza girip, anlamsız heykeller arasında bağırışması olarak düşünülebilir. Her şey düz mantık değildir. İnsan maneviyatla ilgilidir.
Çorapları çöpe attık, ayakkabıları ele aldık ve bastığımız yerleri müthiş bir hazla hissederek dönüş yolumuza devam ettik. Asfalttan çiğ parçacıkları ile kaplı çimlere bastığımızdaki hislerimiz ve düşşüncelerimiz durumun görsel tasvirini yapan bir insanın anlatacakları ile ne kadar alakasızdır anlatamam. Birlikte yaşamak laZım, paylaşmak... Çimlerden sonra, tecavüz ettiğim yatağı yola yatırıp üstüne yattık. 3-5 yıldız vardı onları izlemeye ve dinlenip düşünmeye başladık. Yatağın üstünde 5 kuruş buldum. Herkes bir dilek diledi ve paraya üflediler dileklerini. Parayı havaya fırlattım, ama düşme sesi gelmedi.




Hiç yorum yok:
Yorum Gönder