Dostum beni her
sene kaldığı tatil köyüne davet etmişti. Bilmiyordum bu tatilin beni her yönden
nasıl değiştireceğini. Hüzün ve umutsuzluğumun dibini göreceğimi bilmiyordum.
Tabi bunun yanı sıra saf güzelliğin dibini göreceğimi de bilmiyordum. Bildiğim
tek şey çok eğlenip içki şişelerimin dibini göreceğimdi. Bu tatilde beni
öldüren durumu bir yazımda açıklamıştım. Bunda ise sadece dostuma bahsettiğim
güzel bir konu üzerinden gideceğim.
Her gün ve
neredeyse her vakit içkiliydim. Kimseye bir zararım olmadı. Zaten içkiliyken
zararlı biri değilimdir. Sadece daha düşünsel ve duygusal olurum. Tabi beni
dışarıdan görenler böyle düşünemezdi. Çünkü içki kötü bir şey ve sarhoş olan
tehlikelidir ve sakınılmalıdır ayık olanlar tarafından. Genel bakış bu,
istisnalar olsa da.
Bu tatil köyünde
her gün biri maskot olarak ayı kostümünü giyiyor ve herkesle eğlenip oyunlar
oynuyor. Son olarak animasyon yapılan sahnede küçük çocuklarla dans ediyor.
Kostümün bir köpek olma ihtimali de var. Tam hatırlamıyorum. Neyse… Bu kıyafeti
bir gün ben giydim ve rutine uyarak tüm otelde, insanlarla eğlendim. Son olarak
animasyon zamanında çocuklarla dans ettim. Hepsi bana o kadar istekli ve içten
şekilde sarılıyorlardı ki… Ben hayatımda bu kadar fazla insandan bu denli sevgi
görmedim. Çünkü çok kişilerdi ve ben paradigması kurulmamış bir yaratıktım
onlar için. Hiçbir aile çocuklarını dans eden ayılara karşı uyarmamıştır. Bu
yüzden kalplerini rahatlıkla, ailelerinin ve kendilerinin güvendiği tatlı bir
ayıya açmışlardı.
Elimi ısrarla
bırakmayan en küçük çocuklardan birine bakmak istedim. Kostümün nefes alınan boşluğundan
çocuğa bakmaya çalışırken, onun zaten benim gerçek gözlerimi bulduğunu fark
ettim. O kadar güzel bir çocuktu ki…
Ancak ben saçı başı dağılmış, içkili ve yorgun bir yüzdüm o sırada ona
görünen. Hatta normalde sokakta görse benden korkup, ağlayarak annesine
koşabilirdi belki de. Ancak o hala sevgi ile elimi sıkıp bana sarılmak
istiyordu. O anlamıştı aslında ayı olmadığımı, küçük yaşına rağmen. Belki de
benden daha iyi anlamıştı bu durumu. Bu durumu gerçekleştiren şey sadece hayatın
gerçeklerinin, onun saflığının ışığını söndürmemiş olması ve bundan dolayı da
ayı aracılığı ile benim sevgimi görmüş olmasıydı. Gerçek yüzüm o an gördüğü
fiziksel unsurlar falan değildi. Gerçek yüzüm o anda bir tür sevgi formuydu.
Animasyon bitti,
arkadaşlarımdan ayrıldım ve kostümümü çıkardım. Soyunma odasına bıraktığım
pantolonum ve gömleğimden sadece pantolonumu giyindim çünkü çok terlemiştim ve
hava sıcaktı. Bu sırada viskimi geri almayı da unutmadım tabi. Alkol ve sevgi
sarhoşu halde odaya yarı çıplak bir şekilde yıkanmaya giderken beni,
eğlendirdiğim ve sevgi paylaşımı yaptığım çocukların daha demin beni ne iyi
insan diye öven aileleri görselerdi büyük ihtimalle ayıplarlardı ve çocuklardan
sakınılırlardı. Suçlayamam onları, haklılar. Ama keşke hep ayı kostümü giyinmeye
ihtiyacımız olmasa…
Bir insanı sevmek
için onun içini görmeliyiz. Ne kadar iyi fiziği olursa olsun, ne kadar alımlı
yüzü olursa olsun dış görünüş fazla aldatıcı. Bunun için zaman ve emek gerek.
Cahilliğimiz bunu zaman kaybı olarak görüyor. Ama emin olun feda edilen ne
olursa olsun bir insanın içindeki parıltıyı görmek ve bunu paylaşarak birlikte daha
da parlak kılmayı başarmak her şeye değer. Hadi beraber daha parlak olalım! Ya
ayı kostümlerimizi giyip birbirimize sarılalım ya da et ve kemikten oluşan pis
kıyafetlerimizi çıkartıp saf parlaklığımızla birlikte, daha fazlasına
ışıldayalım!
Dipnot: Sarhoşum. Gece dört. 16.01.2015
Radiohead-All i need
Radiohead-All i need
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder