11 Şubat 2015 Çarşamba

İçki mantığı -M

     Bilimsel olarak bizim serimizi hoş (sarhoş) eden durum, alkol moleküllerinin beyindeki nörotransmitterlerle yer değiştirip veri iletim hızını düşürmesidir. Bunun sonucunda dimağımız(beyin) daha yavaş çalışır.  Beyin öyle mükemmel bir makinedir ki bu defekti(bozukluk) gidermek için gerçekleştirdiği bilgi fonksiyonu işlemlerini azaltır. Böylece geneli net göremeyiz. Ancak bu sayede de odaklanılan unsuru daha net görebiliriz istersek. Şöyle açıklarsam daha net anlaşılabilir. Fizik dersinde öğrendiğimiz manyetik akı çizgilerini, beyin işlemleri olarak düşünün. Bunlar birinci şekilde gösterilmiştir. Normal kafayla daha çok unsuru düşünebiliriz ancak daha az unsuru kavrayabiliriz. Bilinçaltımızda işlenen çoğu bilginin farkında bile değiliz. Ancak ikinci şekilde görüldüğü gibi sarhoşken çizgiler daha az olur ancak daha küçük bir düşünme alanını kapsar ve daha az olan alana da oran olarak daha fazla çizgi düşer. Bu, bir şeye daha fazla odaklanıp onu daha fazla kavrama potansiyeli artışı demektir. Eğer sarhoşken beynimizi zorlayıp düşünürsek, düşünülen konu hakkında daha mantıklı, çeşitli ve fazla sonuç ortaya koyabiliriz. Ama dediğim gibi beynimizi zorlayıp yönlendirmemiz gerek. Çünkü bu sırada vücuttaki zehri atmak için çırpınıp duruyor olacak zavallım. Sonuç olarak bu yöntemle güzel şeyler yaratabiliriz. En azından kendimiz için… Sonuç aralığı sonsuzdur. Ortaya ne koymak istediğinize siz karar vereceksiniz. 
     Tabi alkolün bu etkisi yanında kaçınılmaz olan, gerçeğe yaklaştırma durumu da var. Azalan kapsam alanı için kesilen önemli bölgeler arasında maske takma bölgesi de vardır. Bu bölgede yaşamımızda genelde göstermediğimiz, hatta bilmediğimiz ancak derinlerimize işlemiş gerçek benliğimizin uyutulma işlemi gerçekleştirilmektedir. Uyutma işlemi çoğunlukla toplumun genel kuralları, işleyişi ve bireyin bulunduğu çevre faktörü ile bireyin beyninin iletişimi arasındaki bağ aracılığı ile yapılır. Bu uyutma bölgesinden kesitler alındıkça gerçek benliğimiz uyanmaya başlar. Atalarımızdan kalan saf avcı içgüdüsü uyuyorsa içimizde, uyandığında insanlara zarar verebiliriz. Bebekken duyduğumuz güzel bir müziğin kalbimize işlediği aşk uyandırılırsa, eşi benzeri görülmemiş bir beste çıkartabiliriz ortaya. Ya da sadece sevgiye ihtiyacımız varsa ve bu istek zorla huzursuz uykusunda tutuluyorsa, bu etki kalktığında kendi algımıza göre sevgi alışverişine girmeye çalışırız koşulsuzca.  Bu mantığı genele vurursak alkolün içimizdeki gerçek bizi açığa çıkardığını rahatça söyleyebilirim. İçtikçe daha fazla kendimize geliyoruz yani. Çok komik... Eğer birini tanımak istiyorsanız onun içkili halini gözleyin. Böylece onun bazı saklı gerçeklerini görürsünüz ve onu daha iyi tanırsınız. Bazı dedim çünkü bir insanı analiz etmek bu kadar kolay olmaz, hatta tam bir analiz imkansızdır.

     Bu konuyla ilgili birçok durum açıklaması yapılabilir. Ama hepsi bu iki paragraftaki verilerin sonuçları sanırım. Ben başka bulamadım. Son olarak İçki içilmeli midir?" sorusunun cevabını vereyim kendimce. Bir insanın, başka bir insanı ve kendisini incitmesine sebep olan içki, içilmemeli. Bir zarar bile içkinin kazandırdığı güzelliklerin hepsini ve daha fazlasını silmeye yeter. İçkinin etkilerini ayık kafaylayken daha uç bir şekilde yaşayabiliriz meditasyonla. Bu fazla zor ama çok iyi bir beyin kontrolü durumunda her manevi şeyi daha da anlamlı kılabiliriz ve her fiziksel eylemi daha başarılı yapabiliriz. Bunu yapabilmek için gerekli olanları yazacak kadar bilgili değilim. Ben bu duruma uzun süren müzik ve düşünme seansları yolu ile kafamdaki bazı filtreleri kaldırarak biraz yaklaştım. Daha çok başındayım işin bu bölüm size kalmış. Ama yapabileceğimizi biliyorum. O yola çıkmak için çalışmalıyız. Kaçtığımız yol çıkmaz yoldur. Zorlu yol doğru yöne gider bu durumda. Böyle bir sonuç sadece bu konuda değil daha nice konularda da etkili olacaktır. Bu sonuç için çalışmaya değer, değil mi?

Dipnot: Yine çok teferruat var. Ama böyle hoşuma gitti.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder