AĞLAYIŞ
Odamdaki en büyük resim, Ağlayış. Tam ortasından hayali dikey bir çizgi ile ayırıp sağ ve sol taraf olarak incelemek lazım. Bu iki taraf insanları birbirinden ayıran iki temel kategoriye dikkat çekiyor.
Sağ taraf sol tarafa göre daha düzenli, koyu renkli ve gruplanmış. Bu taraf sosyal ayrılıkları temsil ediyor. Solcular-sağcılar, dinciler-ateistler, Türkler-Kürtler...
Sol taraf ise daha açık renklerin düzensiz dağılımı var. Bu taraf da insanları ayıran fiziksel farklılıkları temsil ediyor. Güzel-çirkin, uzun-kısa, sağlıklı-sağlıksız, zeki-aptal...
Ayrımların varlığını reddetmiyorum. Bütün farklılıklar olma sebebimiz olan beraber pozitif maneviyat yaratmamıza yardımcı olur. Ancak bu farklılıklar büyük ayrılıklar yaratıp bizi birbirimizden tamamen koparıp negatif maneviyat oluşturmamızı sağlıyorsa, burada bir yanlışlık vardır.
Hepimiz insanız. Beraberiz ama aynı zamanda değiliz. İnsanlıktan hep uzaklaşmışız. Kısa ömürlerimizde, değersiz olanın bizi kör edip gerçeği görmemize engel olmasına izin vermişiz. İnsana değil kibire değer vermişiz. Yaşam bizim ağlayışımız olmuş kendi yüzümüzden.
İki ayrımın yöneldiği yolun sonu akıtılmış kırmızı boyada bitiyor. Bu insanlığın kan ağlayışını temsil ediyor.
Dipnot: Sebepleri, ve sonuçları detaysız yazdım. Sizin hayal etmenizi istedim.
Dipnot2: Dünya insanı olmak lazım = Her kavramın insanı olmak lazım = İnsan olmak lazım
NOKTA
İlk olarak arka plana kaosu temsil etsin diye küçük bir girdap boyadım. Sonra açıkça görüldüğü üzere belli renklerle, orijini merkez alacak şekilde kesikli çizgiler boyadım ve etraflarını beyaz boyayla çevreledim.
Bu resmin anlamı keşmekeşlikte yaşayan insanların yapıcı eylemlerinden vazgeçmemesini telkin ediyor.
Arka planda nasıl bir kaos olursa olsun sen yapıcı eylemlerinden vazgeçme! Ben mi dünyayı kurtaracağım deme! Unutma ki sonsuza giden bi' doğru boyutsuz noktalardan oluşur. Sen bir noktasın! Sana büyüklük ölçünün küçük olduğu kanıksatıldı sıfatsızlar tarafından. Boyutları aşmak lazım.
Sen iyilikten vazgeçme bence. Çünkü iyiler her zaman anlasalar da anlamasalarda resimdeki beyaz çizgilerin temsil ettiği gibi korunur. Sen malesef toplumun sana kanıksattığı yalan öğretilerden dolayı bunu anlamazsın! Ancak gerçek budur. Seviyorum seni! İyilik yapmaya devam et, ancak sakın sana biri şunu yap dedi diye o iyiliği yapma! İlk önce saatlerce, gerekirse günlerce düşün iyilik yapmak için! Düşün iyilik yapmak için. En iyisini düşün iyilik için. Seni yanlış yönlendirebilirler çünkü! İyilik diye bir melek bile öldürebilirsin onlar yüzünden!
Seviyorum seni! Sen sev, bil, paylaş ve düşün!
Dipnot: Kafam taş(ş)ak gibi. Ama ne olursa olsun bu yazıyı düzeltmeyeceğim. Çünkü bu, içten, kalpten... Bu sefer siz ulaşmaya çalışın bu zihniyete lütfen. Ulaşma yolunuz önemsiz. Ulaşın ve odada bunu yükseltelim. Süper diye nitelendirildiysem, yanlış! O sadece şaka ile karışık bir belirteç! (!!!)
YALAN SEVGİLİDEN GERÇEK BİR ANI
Harbiyede, konserlerde yer gösterici olarak çalışıyordum. Çıkışta fuar merkezi tarafından atılması için bırakılmış çiçekler arasından tazelerini seçip yolda gördüğüm insanlara dağıtmaya başlamıştım. Gülümsemelerini görmek hoşuma gidiyordu. Son olarak Mecidiyeköy otobüs duraklarının orada duran bir dilenci vardı. Bacakları yoktu, bırakıldığı tekerlekli sandalye üzerinde sadece yukarı bakarak ses çıkarmadan bekliyordu. Arkadaşlarım onu farketmeden geçip gittiler ancak ben onun yanında kalıp en güzel çiçeklerimi ona vermek istedim. Utanarak seçtiğim çiçekleri onun önüne uzattım. Ancak o beni göremezden geliyor gibiydi. Yakında minyatür araba satan bir esnaf bana yaklaşıp onun sağır olduğunu söyledi. Beynimden vurulmuşa döndüm. Bacakları yoktu, gözleri de görmüyordu. Ne ızdırap. Onu daha çok mutlu etmek istedim. Çiçekleri uzatırken, "Buyrun, size çiçek getirdim." dedim. Bunun üzerine o güzel insan kuşkuyla çiçekleri elimden aldı (Kim, ona ne yaptı bilmiyorum ama öyle bir korku ile aldı ki çiçekleri...). Çiçekleri kokladı ve bana sevinçle "Aa, benim de sevgilim yoktu." dedi. Ben de o günlük sevgilisi olduğumu söyledim ve hayatımda gördüğüm en büyük ve içten mutluluğu yaşadığını gördüm görmeyen gözlerinde... Ağlayarak ona iyi geceler diyerek yakında kalkacak olan otobüsüme doğru yürümeye başladım...
Bu hikayeyi eski ve yalan kız arkadaşıma anlattım ve bana hediye olarak bu resmi yaptı. Açıklama olarak yazdıkları aşağıda...
AKIŞ
Birkaç zamandan beri aklımda akan tipli bir şey çizmek vardı. Düz ve türbülent akışı da temsil etsin hayatın genel akışını da temsil etsin istemiştim. Enisle odada takılıyoduk. Gecenin bir yarısı, bir anda, gel resim çizelim dedim. "Tamam." dedi ve başladık...
BITE THE PAIN
Death-Bite the pain şarkısında bahsi geçen bir göz var. Bu göz o göz. Şarkı, insanın en tehlikeli silah olduğundan bahsediyor kısaca. Çok açıklamak istemiyorum. O kadar güzel yazılmış ki dinleyiniz ve sözlerini okuyunuz. Hatta birine bana verebileceği zararı sadece bu şarkıyı dinleyip, anlamını kavramasını isteyerek anlatmaya çalışmıştım.
Her dinlediğimde Chuck Schuldiner abinin söze girişi gözümden ya getirir. Nefret, kızgınlık ve çaresizlik, aynı anda hiç bu kadar güzel seslendirilmemiştir. Yakın zamana kadar beni en iyi anlatan şarkıydı.
Gözün üstündeki kısımda şarkının sözleri yazıyor ve yazının altında da görünmese de alttaki gözün aynısından var. Öle işte. Gerçeğini görmek lazım.
http://www.lyricsfreak.com/d/death/bite+the+pain_20162577.html (sözler)
https://www.youtube.com/watch?v=9PWFb5SVCeo (şarkı)
DUVAR
Bunu hiç düşünmeden yapmıştım. Bi' anlamı falan yoktu. Sanatta anlam, bazen oluşum sonrasında, bazen oluşum sürecinde, bazen de öncesinde geliyor. Bu resim bana hep kırılması gereken duvarları anlatıyor. Paradigma duvarı olsun veya gerçek, fiziksel bir duvar olsun, aşılması gereken herhangi bir engelin aşılması gerektiğini anlatıyor bana. Tabi bu duvarların sonu yok. ama hepsi farklı renkte, farklı yapıda ve farklı şeyleri saklıyorlar. Geçmek lazım bunları... Hayat bu zaten...
DENİZANASI
Bu herhangi bir kız arkadaşımla çizdiğim ilk ve tek resimdir. Sağ alt tarafı boyarken bulaşık süngeri kullanmıştık. Ortam için de sarı rengini seçmişti. Çünkü sarı, hastalığın rengidir ve psikolojik sorunlular çok sever diye düşünüyordum o zamanlar. Gıcıklık olsun istemişti.
Resim, hayatı boyunca tüm deniz canlılarına kötü davranmış olan ve artık kıyamet gelip tüm suları yakarken, kalan son canlı olarak kaçmaya çalışan, üzgün, pişman ve anlatılamaz duygular içinde olan bir denizanası ile ilgili. Soldaki denizanası. :D
GARDİYAN
Her zaman kapının girişinde durup, beni o taraftan gelebilecek kötülüklere karşı koruyan gardiyanım. Onun özel bi' ismi yok. Nereden geldiğini kimse bilmiyor. Sessiz, tehlikeli ve onurludur. Onun hakkında bilinenler sadece bunlar...
Pencereyi koruyan kimse yok ama! Uzaylılar beni alıp götürmeden hemen bir şeyler çizmeliyim oraya!
BAŞKA GÜNEŞLER
Güneşin hep aynı olması gerekmez. Başka dünyalardan bakmak lazım...
----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
-Odaya gelen herkes duvara ismini yazar.
-Odada tüm anılar kalır. Diğer odalar gibi vefasız değildir.
-Oda seni sever ve iyi hissettirir.
-En son misafirimin dediğine göre her şey varmış burada...
-Girerken maskelerinizi çıkarmayı unutmayın.










Sanatı duvardan duvara yaşaman beni bitiriyor agam
YanıtlaSilYoruma 10 dakika boyunca yanıt düşündüm. Bulamadım. Çok sağol ağa. :) :P :D
YanıtlaSil